Girne’de Gezilecek Yerler

Bugün yapacak işim olmasa arkama bakmadan gideceğim şehir – Girne

Marmaris’te sezonu kapadıktan sonra, daha yazın ortasında planlarını yaptığım Kıbrıs’a yola koyulmuştum. Çok samimi bir arkadaşımın orada yaşıyor olması benim bu seyahati gerçekleştirmemde elbette ki büyük bir rol oynuyordu ve bu benim için büyük bir şanstı. Adresimiz belliydi, Girne…

Bu benim Girne’yi 2. kez ziyaret edişimdi. İlki 2 sene önce tam sıcağın etkisini hissettirmeye başladığı haziran sonunda gerçekleşen gezim Moskova yoğunluğu ve soğuğu üzerine tam bir cila tadındaydı. Naim Çağın ve Kaan Ata ile trio ekibimi tamamlayıp 4 gün deniz, kum, güneş ve gece hayatı dörtlemesi üzerine müthiş vakit geçirmiştik. Ne günlerdi beee… bi keresinde fln fln diye girmeyeceğim merak etmeyin =)

İngilizce’de Kyrenia, Rusça’da ise Кирения olarak ifade edilen Girne gerek doğası, gerek şehirdeki sukuneti, gerek insanların kibarlığı sayesinde oldukça yaşanılabilir kılıyordu bu küçük ve şirin şehri.

Tabi yoğun bir yaz sezonundan sonra biraz kafa dağıtıp, dinlenmek de olsa amacım, aslında işin özünde biz orada ‘Turizm adına ne gibi adımlar atabiliriz’ sorularına cevap bulmaktı internet gurusu Kaan Ata ile =)

Elimiz ayağımız dursa, kafamız durmadı ve sürekli bir şeyleri masaya yatırıp ‘Acaba nasıl yapabiliiriz’ üzerine uzun soluklu düşünmeler ve istişarelerimiz oldu. Tabi çok detaylı olmasa da kısım kısım vakit ayırıp Girne’nin şirin sokaklarını dolaşıp, bir kaç tarihi yerine gitmeye fırsat bulabilmiştim.

Sizlerle bu yazımda Girne’de görme fırsatı bulduğum ve objektifime takılan bir kaç yeri paylaşacağım.

Girne’ye gelince siz de farkedeceksiniz ki eğer denizden çok ırak bir konumda bulunmuyorsanız sahil kasabasında yaşıyor hissini tadacaksınız. Aslında benim bakış açımdan değerlendirirsek, hem sahil kasabası tadı var hem de şehir havası. Sahil kasabası tadını yakalayabileceğiniz en önemli yer bence liman.. Girne Limanı’nda 2-3 tur atmadan olmaz. Yalnız gündüz ayrı güzel, gece ayrı güzel demedi demeyin. Çatısı olan bir restoran-barda kahve yudumlamadan ya da bir akşam yemeği yemeden, akdeniz havasını derin derin içinize çekmeden geri dönmemenizi şidetle tavsiye ediyorum.

 

 

 

Girne Kalesi’ni Kesinlikle Pas Geçmeyin

İçerisinde Batık Gemi başta olmak üzere bir çok müzeyi barındıran Girne Kalesi 7. yy’da Bizanslılar tarafından Arap istilasına yapılmış. Benim anladığım kadarıyla ada sürekli bi Arap istilası altında kalıyordu ki buna benzer bir kaç yer içinde Arap istilasına karşı inşa edildiğini duymuştum. Kaleye giriş ücreti 7 lira.

 

 

 

Kaleye çıktığınızda tüm liman ayaklarınızın altında olacak ve aşağıdaki muhteşem manzara ile karşılaşacaksınız.

 

 

 

St. Hilarion Kalesi ve Nefes Kesen Manzarası

Girne’de Hilarion Kalesi’nin benim bu kadar hoşuma gidip etkileyeceği gerçekten hiç aklıma gelmezdi. Tam 732 metre zirvede sizi muhteşem Kıbrıs manzarası karşılıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi burası için de Arap istilasına karşı yapıldığı söyleniyor. Fakat o kadar yüksekte ki ben attığım her adımda nefes alıp verirken yüzyıllar önce bu insanlar burayı nasıl inşa ettiler diye düşünmeden edemiyordum. Aşağıda göreceğiniz kare kalenin en tepesinin aşağıdan görüntülenmiş hali. Avatarda ise tepeden, bahsettiğim mühteşem manzara sizlerle. Giriş ücreti 7 lira. Değer mi? Hem de 7 kere değer!

 

 

 

Bellapais Manastırı

Hani böyle bazı yerler vardır, tarihidir, eskidir ama modern çağa da ayak uydurmuştur aynı zamanda. Esma Sultan Yalısı tadında… Tarihi dokusu üzerinde ama “Kullanalım, burası çok güzel etkinliklere ev sahipliği yapabilir” dediğiniz anda muhteşem bir aura ile sizi karşılayacaktır buna eminim. İçerisinde zaten hali hazırda etkinliklere, düğünlere, sergilere ev sahipliği yapan bir kısmı da mevcut.

 

 

 

Burada da St Hilarion Kalesi gibi sizi harika bir manzara karşılıyor ama hangisi derseniz Hilarion der ve tartışmaya bile girmem. Ancak buranın da kendi açısından şöyle bir artısı var; manastırın yan tarafında, manzara eşliğinde yemeğinizi yiyebileceğiniz harika bir restoran mevcut. Civarda da çok güzel kafeler, restoranlar, dar sokaklar sizin manastır dışında da hoşça vakit geçirmenize olanak sağlıyor.

 

 

 

Tarihi Değirmen

İşte bu huzur veren, tertemiz sokaklarda yürürken tam da bir tabela dikkatimizi çekiyor “Tarihi Değirmen” ve takibe koyuluyoruz. Gerçekten de tabelalar olmasa kesinlikle gitmeyeceğimiz bir yerde, gerçekten de tarihi bir değirmen mevcut.

 

 

 

Tam dışardan bir kaç kare alırken, içerden bir davet geliyor. Şirin mi şirin Kıbrıs şivesi ile orta yaşlarda bir abi. İçeriye davet ediyor. Yok mu bir tanıtıcı yazı derken, son derece samimi bir şekilde “Ben size anlatayım” diyor.

İçeride un ve zeytin yağı yapımında kullanılan 200 yıllık değirmenler var. Hem manastıra gelip, hem bu sevimli sokaklarda gezip, Tarihi Değirmen’e uğramadan dönmeyin.

 

 

 

Çok gezgin biri değilim ama umarım sizlere faydalı olabilecek bir kaç şey yazabilmişimdir. Yazımında başında dediğim gibi, burası tam bir huzur yeri ve gerçekten yaşayıp da mutsuz olan görmedim. Herkesin keyfi yerinde.

Sahi unutmadan, eğer atraksiyonu seviyorsanız ve bugüne kadar amerikan filmlerindeki kumar sahnelerine özendiyseniz, bir kumarhanede ufak bir miktarda, slot makinalarında keyifli vakit geçirebilirsiniz. Ee ne de olsa Akdeniz’in Las Vegas’ı =)

Her türlü sorularınız için iletişim kısmından benimle iletişime geçebilirsiniz.

Sağlıcakla…

 

About author View all posts Author website

Armağan

Yanıtla

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial